omersaidd/ahmed_deniz_tur_train
Text-to-Speech • 3B • Updated
• 1 • 1
text stringlengths 10 174 | audio audioduration (s) 2.13 12.1 |
|---|---|
Hurma ağaçları bitiriyoruz. Biz onunla ölü bir yöreye can veriyoruz. | |
İşte dirilerek kabirlerden çıkmada böyle olacaktır. | |
Yanında oturan melek hemen onu gözetleyip kaydediverir. | |
Tuğra Yayılmış ince deriz sayfalara yazılmış olan kitaba | |
Fakat asla! O derileri kavurup soyan alevli bir ateştir. | |
O gerçeğe arkasını döneni, yüz çevireni, servet biriktirip yağını, | |
kendisine çağıracaktır. Doğrusu insan, doğasında açgözlü olarak yaratılmıştır. | |
Kendisine kötülük dokununca sızlanır. Bir nimet dokununca da birden eli sıkılaşır. | |
Ancak namaz kılanlar böyle değildir. Çünkü onlar namazlarına devam ederler. | |
Onların mallarında isteyen ve istemekten çekinen için belli bir pay vardır. | |
Onlar ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar. | |
Çünkü Rablerinin azabından güvende olunmaz. Eşleri ve cariyeleri dışındakilere karşı iffetli davranırlar. | |
ki onlar eşleri ve cariyeleri konusunda kınanmazlar. Ama kim bunların ötesini arayacak olursa, | |
İşte onlar sınırı aşanlardır. Onlar emanetlerine ve sözlerine sadık kalıp, | |
Beyt-i Mamur'a, yükseltilmiş tavana, kaynayan denize and olsun ki, | |
Onları yerine getirirler. Tanıklıklarını doğrulukla yaparlar. | |
Ve namazlarını korurlar. İşte bunlar cennetlerde ağırlanacak olanlardır. | |
O inkar edenlere ne oluyor ki sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar? | |
Onlardan her biri naim cennetine sokulacağını mı umuyor? | |
Hayır, asla, kuşkusuz biz onları bildikleri şeyden yarattık. | |
Ama hayır, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, | |
Biz onların yerine daha iyilerini getirmeye elbette ki kadiriz. | |
Ve bu konuda hiç kimse önümüze de geçemez. Öyleyse sen onları bırak da, | |
tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar dalsın oynasınlar. | |
O gün onlar, gözleri horlukla aşağıda, kendilerini bir zillet kaplamış olarak, | |
Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir. Çünkü onu engelleyebilecek hiç kimse yoktur. | |
Sanki dikili bir şeye koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkacaklardır. | |
İşte bu onların vaad olundukları gündür. | |
Nuh Suresi Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. | |
Biz Nuh'u başlarına can yakıcı bir azap gelmeden önce halkını uyar diye kavmine elçi olarak göndermiştik. | |
Nuh dedi ki, Ey kavmim! Kuşkusuz ben size gönderilmiş olan apaçık bir uyarıcıyım. | |
O halde Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana da itaat edin ki… | |
O sizin günahlarınızdan bir bölümünü bağışlasın ve sizi azapsız olarak | |
belli bir süreye kadar ertelesin. Ancak Allah'ın belirlediği süre gelince ertelenmez. | |
Keşke bilseydiniz. Yine Nuh dedi ki, Ey Rabbim! | |
Gerçekten ben, kavmimi gece gündüz çağırıp durdum. Ama benim çağrım, | |
O gün gök sarsıldıkça sarsılacak, dağlar yürüdükçe yürüyecektir. | |
kaçışlarını artırmaktan başka şeye yaramadı. Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağrışımda | |
Parmaklarını kulaklarına tıkadılar, giysilerine büründüler, direndiler ve böbürlendikçe böbürlendiler. | |
Sonra onları açıktan açığa davet ettim. Daha sonra onlara hem açıkça ilan ettim, | |
Hem de gizli gizli konuştum. Dedim ki, Rabbinizden bağışlanma dileyin. | |
Çünkü o çok bağışlayandır. O üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın. | |
Size mallar ve oğullarla yardım etsin. Sizin için bahçeler ve ırmaklar var etsin. | |
Sizi çeşitli evrelerden geçirerek yaratan Allah olduğu halde. | |
Size ne oluyor da büyüklüğü Allah'a yakıştıramıyorsunuz? | |
Siz Allah'ın yedi göğü nasıl birbiriyle uyum halinde yarattığını, | |
Orada ayı nasıl yansıyan bir ışık, güneşi ise ışık kaynağı bir kandil yaptığını görmüyor musunuz? | |
İşte o gün içine daldıkları boş şeylerle oyalanıp duran yalanlayanların vay haline. | |
Allah sizi yerden ot gibi bitirmiştir. Sonra O sizi yine oraya döndürecek. | |
ve sizi oradan tekrar çıkaracaktır. Allah geniş yollarından geçebilmeniz için | |
yeryüzünü sizin için halı gibi yaymıştır. Nuh sözlerine devam ederek dedi ki, | |
Ey Rabbim! Bunlar bana karşı geldiler. Malı ve çocukları ziyanını artırmaktan başka işe yaramayan bir kimseye uydular. | |
Bana büyük tuzaklar kurdular. Onlar birbirlerine sakın tanrılarımızı terk etmeyelim. | |
Ne Vedi, ne Suay'ı, ne Yağus'u, ne Yağuk'u, ne de Nesri asla bırakmayalım dediler. | |
Böylece onlar birçok kimseyi doğru yoldan saptırdılar. Sen bu zalimlerin sapkınlıklarını daha da arttır. | |
Onlar günahları yüzünden suda boğuldular. Ardından da ateşe sokulacaklardır. | |
Ancak orada Allah'a karşı kendilerine yardımcılar bulamayacaklardır. | |
Nuh dedi ki, Ey Rabbim! Yeryüzünde inkar edenlerden hiç kimse bırakma. | |
Cehennem ateşine itilip atılacakları o gün onlara, işte bu yalanlayıp durduğunuz ateştir. | |
Eğer sen onları bırakacak olursan, onlar senin kullarını doğru yoldan saptırırlar. | |
Yalnız ahlaksız, nankör insanları yetiştirirler. Ey Rabbim! | |
Sen beni, anne ve babamı, evime inanmış olarak girenleri, | |
İnanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helakini arttır. | |
CIN SURESİ Rahman ve Rahim olan | |
Allah'ın adıyla. De ki, Bana cinlerden bir topluluğun Kur'an dinledikleri ve şöyle dedikleri vahyolunmuştur. | |
Biz doğru yola ulaştıran olağanüstü güzellikte bir Kur'an dinledik ve ona inandık. | |
Bu yüzden biz artık Rabbimize hiç kimseye ortak koşmayacağız. | |
Rabbimizin şanı gerçekten çok yücedir. O ne bir eş ne de bir çocuk edinmiştir. | |
Meğer akılsız olanımız Allah hakkında gerçek dışı sözler söylüyormuş. | |
Bu Kur'an mı bir büyüymüş yoksa siz mi gerçeği göremiyormuşsunuz? | |
Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanırdık. | |
Şu da bir gerçek ki insanlardan kimileri cinlerden kimilerine sığınırlardı da | |
onların şımarıklığını artırırlardı. Öyle ki onlar, sizin de sandığınız gibi, | |
Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini, peygamber olarak göndermeyeceğini sanmışlardı. | |
Biz göğü yokladık, onu güçlü koruyucularla ve yakıcı alevlerle doldurulmuş bulduk. | |
Oysa biz daha önce göğün bazı yerlerinde kayıp haberlerini dinlemek için otururduk. | |
Ancak şimdi kim dinlemeye kalkışacak olsa karşısında kendini gözetleyen yakıcı bir alev buluyor. | |
Biz bu yeni uygulamayla yeryüzünde olanlara kötülük mü istendi yoksa Rableri onlara doğru olanı mı diledi? | |
Hiç bilmiyoruz. İçimizde iyi olanlar da, Daha alt düzeyde olanlar da vardır. | |
Bu yüzden biz ayrı ayrı yollar tutmuş bulunuyoruz. Ancak şu gerçeği çok iyi anladık ki, | |
Girin oraya. İster sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için değişen bir şey olmayacaktır. | |
Biz yeryüzünde Allah'ın iradesine asla karşı çıkamayız. | |
ve kaçmakla da onun iradesini geçersiz kılamayız. | |
Biz o doğruluk rehberi Kur'an'ı işittiğimizde ona inandık. | |
O halde kim Rabbine inanırsa ne hakkının eksik verilmesinden | |
ne de kendisine kötülük edilmesinden korkmaz. İçimizde kendini Allah'a teslim edenler de, | |
Çünkü siz ancak yapmış olduklarınızın karşılığını göreceksiniz denilecektir. | |
Kuşkusuz Allah'tan sakınanlar, onlar Rablerinin kendilerine verdiklerinden. | |
Ölüm sarhoşluğu gerçeği ortaya koyar. Ey insanoğlu! | |
ve kendilerini cehennem azabından korumasından dolayı neşeli bir halde cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır. | |
Onlara dünyada yapmış olduklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak | |
Afiyetle yiyin ve için denilecektir. Biz onları iri gözlü güzel hurilerle evlendireceğiz. | |
İnananlara ve onların inançlarında kendilerini izleyecek olan soylarına gelince. | |
Biz onların soylarını da kendilerine katacağız. Onların kendi amellerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. | |
Ancak herkes kendi kazandıklarından dolayı sorumludur. Biz onlara | |
canlarının çektiği meyve ve etten bol bol vereceğiz. Onlar orada birbirlerine içilince boş söz söyletmeyen, | |
ve günah işletmeyen kâseler uzatacaklardır. Kabuğunda saklanmış inci gibi gençler, hizmet etmek için çevrelerinde dönüp dolaşacaklar. | |
Cennetlikler birbirlerine dönüp şu şekilde hal hatır soracaklar. | |
Biz önceleri ailemiz içinde yaşarken Allah'a karşı gelmekten korkardık. | |
İşte bu senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir. Sonunda sura üfürülecektir. |